|
S
1) Sakkulus (Latince: Sacculus-torbacık):
İç kulakta bulunan duyarlı tüy hücreleriyle kaplı ve
kalsiyum karbo nattan oluşan taşlar içeren torbacık.
Statik denge duyusu reseptörleri burada bulunur.
2) Saprofit Beslenme (Eski Yunanca: Sapros-çürük+Phyton-bitki+Latince:
N): Bir heterotrof beslenme tipi. Bu yolla
beslenen organizmalar gerekli besin maddelerini hücre
dışı sindirimden sonra hücre zarları aracılığıyla
sağlar.
3) Seboidler (): Yeni dünyanın sarılır kuyruklu
maymunları.
4) Segmentasyon (Latince: Segmentum-kesik parça):
Bir vücut ya da yapının az çok benzer parçalara
bölünmesi.
5) Sekonder Tepki (): İlk enjeksiyondan günler,
haftalar, hatta aylar sonra yapılan ikinci bir antijen
enjeksiyonuyla başlatılan hızlı antikor üretimi.
6) Sekresyon (Latince: Secretio-salgılama):
Bazı hücreler tarafından üretilip salgılanan ve vücudun
başka bir yerinde bazı metabolik olaylarında kullanılan
madde.
7) Sekum (): İleum, kolon ve apendisin açıldığı
kapalı kese.
8) Sentriol (Latince: Centrum-merkez):
Hayvan hücresinde sitoplazma çekirdeğe yakın yerde
bulunan koyu boyanan ve mitoz ile mayoz bölünme
sırasında iğ ipliklerini oluşturan organel.
9) Sentromer (Eski Yunanca: Kentro-merkez+Meros-kısım):
Kromozom üzerinde iğ ipliğinin tutunduğu nokta.
10) Sepaller (Eski Yunanca: Skepe-örtmek):
Çanak yapraklar. Çiçek örtü yapraklarının dış halkasını
oluşturan ve genellikle normal yaprakları andıran yeşil
yapraklar.
11) Ser (): Bir süksesyonun belirli bir alanda,
birbirinin yerini alan kommüniteleri. Geçici
kommüniteler, seral evreler adını alır. Serler,
yeryüzünün o kesimindeki iklime özgü bir klimaks
kommünitesiyle sonlanır.
12) Serebellum (Latince: Cerebrum-beyin):
Omurgalı beyninin kas koordinasyonunu denetleyen kısmı.
13) Serebrum (Latince: Cerebrum-beyin):
Omurgalılarda kafa tasının üst kısmını işgal eden beynin
ana kısmı. İnsanda iki beyin yarım küresi Corpus
callosum'la birleşerek merkezi sinir sisteminin en
kısmını oluşturur.
14) Serkarya (Eski Yunanca: Kerkos-kuyruk):
Balıklarda kist yapan Trematod parazitlerin serbest
yüzen son larva evresi.
15) Serkopitekoid (): Eski dünya maymunu. Kuyruğu
var fakat bir ekstremite olarak kullanmaz.
16) Serum (Latince: Serum): Parçacıklardan
ayrılmış biyolojik sıvı. Kan pıhtılaşmasından sonra bu
tip açık sarı renkli bir sıvı meydana gelir.
17) Sfinkter (Eski Yunanca: Sphinkter-sıkıca
bağlamak): Kısalarak bir açıklığı kapatan
dairesel dizilmiş kas lifleri grubu. Midenin sonunda
bulunan pylor sfinkter gibi.
18) Sikaslar (): Tropik ve subtropik bölgelerde
yaşayan odunlu, tohumlu bitki ordolarından biridir. Ya
kısa yumru biçiminde toprak altı ya da dik silindirik
toprak üstü gövdeye sahip bitkilerdir.
19) Siklozis (Eski Yunanca: Kyklosis-çevreleyen,
muhafaza): Tipik olarak bitkilerin yaprak
hücrelerinde görülen sitoplazmanın dairesel hareketi.
20) Simbiyozis (Eski Yunanca: Symbiosis-birlikte
yaşama): İki değişik organizmanın birlikte
yaşaması. (ortak yaşam) Bu tip yaşam mutualizm,
kommensalizm, parazitizm ya da amensalizm biçimlerinde
olabilir.
21) Sinaps (Eski Yunanca: Synapsis-birleşme,
bağlanma): Bir nöronun aksonu ile bir başkasının
dendriti arasındaki bağlanma.
22) Sinapsis (Eski Yunanca: Sinapsis-birleşme,
bağlanma): Mayoz bölünmenin erken evresinde
erkek ve dişiye ait homolog kromozomların yan yana
gelerek temas etmesi.
23) Sinerjistik (Eski Yunanca: Syn-birlikte+Ergon-çalışma):
Birlikte faaliyet gösterme. Bir başka güç ya da etmenin
etkisini artırma.
24) Singami (Eski Yunanca: Syn-birlikte+Gamos-evlenme):
Eşeyli üreme. Döllenme olayında gametlerin birleşmesi.
25) Sinoatrial Düğüm (Latince: Sino-oyuk, boşluk+Atrium-hol+Nodus-düğüm):
Üst Vena cava'nın sağ atriuma boşaldığı noktada yer alan
küçük bir düğüm dokusu kütlesi. Yürek atışlarını
başlatır ve kaslımla hızını düzenler.
26) Sinsitiyum (Eski Yunanca: Syn-birlikte+Kytos-içi
boş kanal): Hücrelerin kaynaşmasıyla oluşan çok
çekirdekli bir sitoplazma kütlesi.
27) Sirkadiyen Ritim (Latince: Circa-etrafında+Dies-gün):
24 Saat aralıkla ortaya çıkan ritmik olaylar.
28) Sistol (Eski Yunanca: Systole-birlikte çekme):
Yüreğin kasılması. Kanın Aorta ve Arteria pulmonaris
içine itilmesi sırasında birinci ve ikinci yürek
atışları arasındaki evre.
29) Sistron (): Biyokimyasal işlevde genetik
birim. Bir peptid zincirde aminoasit dizilişini tayin
eden DNA'daki nükleotid çiftlerinin diziliş sırası.
30) Sitokinez (Eski Yunanca: Kytos-içi boş damar+Kinesis-hareket):
Mitoz ya da mayoz sırasında sitoplazmanın bölünmesi.
31) Sitokromlar (Eski Yunanca: Kytos-içi boş
damar+Chroma-renk): Elektron taşıyıcı sistemin
demir içeren hem proteinleri, biyolojik oksidasyonda
arka arkaya okside ve redükte olurlar.
32) Sklerankima (Eski Yunanca: Skleros-sert+Enchyma-karıştırma):
Çeperlerine lignin maddesi yığılmasıyla kalınlaşan
hücrelerden oluşan bitkisel destek dokusu.
33) Sol (): Sürekli fazın, sıvı, çözünen fazın
0.1 ile 0.001 mikron çapındaki katı parçacıklardan
oluştuğu bir kolloid sistem.
34) Solungaç (): Suda yaşayan hayvanlarda
bulunan, çoğunlukla vücut yüzeyinden ya da sindirim
kanalının bir kısmından uzamış ince duvarlı solunum
organı.
35) Solunum (Latince: Respirare-solumak):
Bitki ve hayvan hücrelerinin oksijen kullanıp,
karbondioksit vermesi ve besin maddelerinin
moleküllerindeki enerjinin ATP gibi biyolojik olarak
kullanışlı formda depolandığı bir olay. Soluma işlevi ya
da hareketi.
36) Solut (Latince: Solvere-çözmek):
Çözünen. Gerçek bir çözeltide çözülmüş madde. Bir
çözelti çözen ve çözünenden oluşur.
37) Solvent (Latince: Solvere-çözmek):
Çözen. Gerçek bir çözeltide, içinde çözünen moleküllerin
çözündüğü sıvı ortam.
38) Somitler (Eski Yunanca: Soma-vücut):
Embriyonun omurga ve sırt kaslarını meydana getiren ve
nöral tüp boyunca sıralanan mezoderm kütlesi çiftleri.
39) Spesiyes (Latince: Species-çeşit, tür):
Tür. Bitki ve hayvan sistematiğinde temel sınıflandırma
birimi. Ortak bir atadan gelen, doğada yalnız kendi
aralarında çoğalan, yapısal ve işlevsel özellikleri
benzeyen bireylerin oluşturduğu populasyon.
40) Sphenopsida (Eski Yunanca: Sphen-kama):
Bir Tracheophyta alt filumu. Basit iletim demetlerine,
eklemli gövdelere ve indirgenmiş, pulsu yapraklara sahip
atkuyruklarını ve birçok fosil bitkilerini içerir.
41) Spor (Eski Yunanca: Sporos-tohum):
Genellikle tek hücreli olan eşeysiz üreme elemanı. Bir
protozoon ya da bir tohumsuz bitkide olduğu doğrudan
ergin duruma gelişebilen bir organizma .
42) Sporangium (Eski Yunanca: Sporos-tohum+Angeion-kanal):
İçinde eşeysiz sporlar ya da spor benzeri yapıların
üretildiği oluşuk.
43) Sporofit (Eski Yunanca: Sporos-tohum+Phyton-bitki):
Bitkilerin hayat devresinde döl değişiminin eşeysiz spor
üreten diploit evresi.
44) Sporozoa (Eski Yunanca: Sporos-tohum+Zoon-hayvan):
Protozoa alt filumunun eşadı. Özel bir hareket
yönteminden yoksun, parazit hayvanlardır. Bunlardan biri
insanlarda parazit olup sıtmanın etkenidir.
45) Stamen (Latince: Stamen-iplik, lif):
Bir çiçekte mikrospor (polen) üreten yapı. İnce bir sap
ve bunun ucunda bir anterden oluşur. Anterler içinde
mikrosporlar üreten mikrosporangiumlar bulunur.
46) Stapes (Üzengi kemiği): Orta kulak
boşluğunun en iç kısmında bulunan üzengi ye benzer küçük
kemik.
47) Statosist (Eski Yunanca: Statos-duran+Kytis-torba):
Bir ya da daha çok tanecik içeren hücresel kese. Bazı
hayvanlarda yerçekimi yönünü ayarlar.
48) Steatopigia (Eski Yunanca: Steatos-yağ+Pyge-kalça):
Kalça ve butta aşırı yağ birikimi.
49) Stele (Eski Yunanca: Stechelo-gövde):
Gövde, kökün merkez silindiri. Perisikl ve onun içinde
yer alan ksilem, floem ve parankima dokularını kapsar.
50) Steroitler (Eski Yunanca: Stereos-katı+Eides-benzer):
Birbirine bağlı dört halkadan oluşan ve karbon atomları
içeren, karmaşık moleküller. Bu moleküllerden üçü 6'şar
karbon atomu, dördüncüsü ise 5 karbon atomu taşır. Erkek
ve dişi eşey hormonları ve adrenal kortikal hormonlar bu
yapıdadır.
51) Stigma (Latince: Spirare-solumak+Eski Yunanca:
Stigma-işar): a) Bir solunum açıklığı. Örneğin
böceklerde bir trakenin yüzeyinde bulunan bir açıklık ya
da kıkırdaklı balıklarda yutağa doğru su girmesini
sağlayan değişikliğe uğramış bir solungaç açıklığı.
b) Bir çiçeğin dişi organının en üst kısmı, tepecik.
Islak, yapışkan bir madde salgılayarak üzerine konan
polen tanelerini yakalar ve tutar.
c) Euglena'da göz noktası.
52) Stilus (Eski Yunanca: Stilos-direk, sütun):
Boyuncuk. Bir dişi organın ovaryumla stigmasını
birleştiren ince uzun kısım.
53) Stimulus (Latince: Stimulus-uyarmak, dürtmek):
Uyartı. Bir reseptör ya da uyarılabilen bir dokuda
işlevsel ya da trofik tepki oluşturan herhangi bir etki,
etken ya da hareket.
54) Stipe (Latince: Stipes-gövde, dal, direk):
Bazı kahverenkli alglerde vücudun gövdeye benzeyen
yapısı ya da kısa sapı.
55) Stoma (Eski Yunanca: Stoma-ağız):
Gözenek. Yaprak üzerinde bulunan küçük delik. Deliğin
her iki yanında, açıklığın genişleyip daralmasını
ayarlayan birer bekçi hücresi bulunur.
56) Strobilus (Eski Yunanca: Strobilos-yuvarlak
top): Bazı bitkilerde gövde ucunda bir grup
sporofil tarafından oluşturulan kozalak.
57) Suberin (Latince: Suber-mantar meşesi):
Endodermis ve mantar hücrelerinin çeperlerinde biriken,
su geçirmeyen ve suda erimeyen mumsu bir maddedir.
58) Subgerminal Boşluk (Latince: Sub-altında+Germinal-germ):
Tavuk yumurtalarının bölünen hücreleri altında bulunan
küçük boşluk. Bu boşluk kurbağa yumurtalarının
blastosölüyla homolog değildir.
59) Suspansör (Latince: Suspendere-asmak):
Döllenmeden sonra bitkilere ait zigotun bölünme ile
oluşturduğu hücresel iplik. Bitki embriyosu bu ipliğin
sonuncu hücresinden oluşur.
60) Suşamdanları (): Tatlı su göllerinde bulunan
çok hücreli yeşil algler. Minyatür ağaç görünümünde
bitkiler olup işlevsel ve morfolojik bakımdan kök,
gövde, yaprak ve tohum benzeri yapıları bulunduğu halde,
bu yapılar anatomik bakımdan ileri bitkilerdekilerden
çok farklıdır.
61) Sölom (Eski Yunanca: Koilia-çukur, boşluk):
Üç embriyo tabakasına sahip olan hayvanlarda mezoderm
ile sarılı olan vücut boşluğu.
Ş
1) Şizosöl (Eski Yunanca: Schizein-bölmek+Koilia-boşluk): Embriyonik mezodermin iki tabakaya ayrılmasıyla
oluşan bir vücut boşluğu.
|