|
M
1) Maddenin Sakınımı (Korunumu) Yasası ():
Bir kimyasal reaksiyonda atomların yeniden meydana
gelmediğini ya da ortadan kalkmadığını, fakat sadece
tipini değiştirdiğini ifade eden temel fizik yasası.
2) Malpigi Borucukları (Marcello MALPHİGİ,
17.yüzyıl İtalyan anatomisti): Arthropodların
bir çoğunda boşaltım organıdır.
3) Marsupialia (Latince: Marsupium-kese):
Keseliler. Memelilerin Metateria alt sınıfı. Karın
bölgesinde bulunan bir kese ile tanınırlar. Çok erken
doğan yavrular bir süre bu kesede taşınır.
4) Matriks (Latince: Mater-madde): Bağ
dokusu hücreleri tarafından salınan ve onların etrafını
çeviren cansız madde. Genellikle kalın ve ağ şeklinde
örülmüş mikroskobik liflerden yapılmıştır.
5) Mayoz (Eski Yunanca: Meiosis-indirgenme, azalma):
Bir çeşit çekirdek bölünmesidir. Orijinal hücredeki
kromozom sayısının yarısına, yani haploit sayıda
kromozoma sahip yavru hücrelerle sonuçlanan genellikle
ardışık iki hücre bölünmesi.
6) Medulla (Latince: Medius-orta): a) Bir
organın iç kısmı, örneğin böbrek medullası.
b) Omuriliğe bitişik olarak yer alan beynin en arka
kısmı.
7) Medüz (Eski Yunanca: Medusa-mitolojide üç
gorgondan biri): Deniz anasıdır. Bazı
sölenterlerin hayat devrelerinde serbest yüzen, şemsiye
şeklinde bir formdur.
8) Megagametofit (Eski Yunanca: Megas-büyük+Gamete-kadın+Phyton-bitk):
Heterosporlu bitkilerde dişi gametofit.
9) Megaspor (Eski Yunanca: Megas-büyük+Sporos-tohum):
Megasporangiumda oluşan büyük spor. Gelişerek
megegametofiti oluşturur.
10) Mekanoreseptör (): Dokunma, basınç, işitme ve
denge gibi mekanik duyguları algılayan bir duyu hücresi
ya da duyu organı.
11) Mekanoreseptör (): Dokunma, basınç, işitme ve
denge gibi mekanik duyguları algılayan bir duyu hücresi
ya da duyu organı.
12) Melanin (Eski Yunanca: Melas-siyah):
Birçok memelinin integümentinde bazen da diğer
organlarda bulunan koyu kahverenkli ve siyah renkli
pigment.
13) Melanin (Eski Yunanca: Melas-siyah):
Birçok memelinin integümentinde bazen da diğer
organlarda bulunan koyu kahverenkli ve siyah renkli
pigment.
14) Melez gücü (Latince: Hybrida-melez):
Birbiriyle ilgisi olmayan soylardan gelen ve genetik
bakımdan farklı olan fertlerin birleşmesi sonunda yavru
meydana gelmesi ve bu yavruların yaşamak için
atalarından daha iyi uyum göstermesi.
15) Melez gücü (Latince: Hybrida-melez):
Birbiriyle ilgisi olmayan soylardan gelen ve genetik
bakımdan farklı olan fertlerin birleşmesi sonunda yavru
meydana gelmesi ve bu yavruların yaşamak için
atalarından daha iyi uyum göstermesi.
16) Menapoz (Eski Yunanca: Men-ay+Pause-aralık):
Kadınlarda kırk-elli yaşları arasında ay halinin sona
erdiği periyot.
17) Menapoz (Eski Yunanca: Men-ay+Pause-aralık):
Kadınlarda kırk-elli yaşları arasında ay halinin sona
erdiği periyot.
18) Menstruasyon (Eski Yunanca: Menstrualis-aylık):
Eğer hamile değilse dişinin üretken olduğu periyotta
genellikle, yaklaşık olarak 4 hafta ara ile tekrarlanan
fizyolojik uterus kanaması.
19) Menstruasyon (Eski Yunanca: Menstrualis-aylık):
Eğer hamile değilse dişinin üretken olduğu periyotta
genellikle, yaklaşık olarak 4 hafta ara ile tekrarlanan
fizyolojik uterus kanaması.
20) Meristem (Eski Yunanca: Merizein-bölünme):
Mitoz bölünmeyle başka hücreler yapabilen,
farklılaşmamış embriyonik bitki dokusu.
21) Meristem (Eski Yunanca: Merizein-bölünme):
Mitoz bölünmeyle başka hücreler yapabilen,
farklılaşmamış embriyonik bitki dokusu.
22) Merozoit (Eski Yunanca: Meros-kısım, parça+Zoon-hayvan):
Sıtma paraziti olan Plazmodium'un insandaki devresinde
şizontların parçalanmasıyla oluşan genç formlardan biri.
Bunlar insan vücudunda dolaşan kana geçerler ve orada
yeni eritrositlere saldırırlar.
23) Merozoit (Eski Yunanca: Meros-kısım, parça+Zoon-hayvan):
Sıtma paraziti olan Plazmodium'un insandaki devresinde
şizontların parçalanmasıyla oluşan genç formlardan biri.
Bunlar insan vücudunda dolaşan kana geçerler ve orada
yeni eritrositlere saldırırlar.
24) Mesajcı RNA (m RNA): Nukleusta sentez
edilip sitoplazmadaki ribozomlara geçen özel bir RNA
çeşididir. Ribozomlardaki RNA ile birleşir ve bir enzim
ya da diğer bazı özel protein sentezleri için kalıp
görevi yapar. (elçi RNA, haberci RNA)
25) Mesajcı RNA (m RNA): Nukleusta sentez
edilip sitoplazmadaki ribozomlara geçen özel bir RNA
çeşididir. Ribozomlardaki RNA ile birleşir ve bir enzim
ya da diğer bazı özel protein sentezleri için kalıp
görevi yapar. (elçi RNA, haberci RNA)
26) Metabolizma (Eski Yunanca: Metabollein-değiştirmek):
Canlı organize maddenin yapıldığı ve korunduğu fiziksel
ve kimyasal olayların tümü. Enerji ve maddeyi
organizmanın kullanması için hazır hale getiren
dönüşümler.
27) Metabolizma (Eski Yunanca: Metabollein-değiştirmek):
Canlı organize maddenin yapıldığı ve korunduğu fiziksel
ve kimyasal olayların tümü. Enerji ve maddeyi
organizmanın kullanması için hazır hale getiren
dönüşümler.
28) Metafaz (Eski Yunanca: Meta-sonra, ötesinde,
üstünde+Phasis): Mitoz bölünme de kromozomların
ekvator düzleminde sıralandığı ve uzunlamasına ayrılmış
gibi görüldüğü, profazı izleyen evre.
29) Metafaz (Eski Yunanca: Meta-sonra, ötesinde,
üstünde+Phasis): Mitoz bölünme de kromozomların
ekvator düzleminde sıralandığı ve uzunlamasına ayrılmış
gibi görüldüğü, profazı izleyen evre.
30) Metafita (Eski Yunanca: Meta-sonra+Phyton-bitki):
Bryophyta ve Tracheophyta filumlarına ait ileri
bitkilerdir. Sporofit gelişiminde embriyonik evreler
bulunur.
31) Metafita (Eski Yunanca: Meta-sonra+Phyton-bitki):
Bryophyta ve Tracheophyta filumlarına ait ileri
bitkilerdir. Sporofit gelişiminde embriyonik evreler
bulunur.
32) Metamerizm (Eski Yunanca: Meta-ile+Meros-kısım,
parça): Annelid ve Chordat'larda olduğu gibi
dizisel segmentlerden yapılmış olma durumu.
33) Metamerizm (Eski Yunanca: Meta-ile+Meros-kısım,
parça): Annelid ve Chordat'larda olduğu gibi
dizisel segmentlerden yapılmış olma durumu.
34) Metamorfoz (Eski Yunanca: Meta-sonra,
ötesinde, üstünde+Morpho): Başkalaşım. Bir
gelişme evresinden diğerine ani geçiş. Örneğin, bir
larvanın ergine geçişi.
35) Metanefroz (Eski Yunanca: Meta-sonra,
ötesinde, üstünde+Zoon-h): Protozoa dışında,
hücreleri farklılaşarak dokuları oluşturan tüm çok
hücrelileri içine alan hayvanlar dünyasının bir bölümü.
36) Meyve (): Bir bitkide tohum ve tohumu
çevreleyen kısımları içeren olgunlaşmış ovaryum.
37) Mezenşim (Eski Yunanca: Meses-orta+Enchyme-aşılamak):
Omurgalı embriyosunda ve bazı omurgasızların
erginlerinde bulunan genellikle yıldızsı hücrelerin
oluşturduğu gevşek ağsı yapı.
38) Mezoderm (Eski Yunanca: Mesos-orta+Derma-deri):
Ektoderm ve endoderm arasında bulunan üç germ
tabakasından ortadaki.
39) Mezofil (Eski Yunanca: Mesos-orta+Phylon-yaprak):
Yaprağın iç kısmında bulunan ince çeperli ve
kloroplastça zengin hücreler.
40) Mezofitler (Eski Yunanca: Mesos-orta+Phytos-bitki):
Orta derecedeki nemli iklimde yaşayan kara bitkileri.
41) Mezoglea (Eski Yunanca: Mesos-orta+Gloia-zamk):
Sölenterlerde ektoderm ile endoderm arasında bulunan
jelatinimsi matriks.
42) Mezonefroz (Eski Yunanca: Mesos-orta+Nephroz-böbrek):
Bir omurgalı embriyosunda pronefrozdan sonraki böbrek.
Sölomun orta kısmına doğru olan mezonefroz kanalları
gelişir ve arkinefrik kanala boşalır.
43) Mikron (Eski Yunanca: Micros-küçük):
Metrik sistemde bir ölçü birimi. Bir milimetrenin binde
biri.
44) Mikrosporangium (Eski Yunanca: Micros-küçük+Sporos-tohum+Angeion-da):
Mikro sporları oluşturmak için mayozla bölünen mikrospor
ana hücrelerini içeren küçük polen keseleri.
45) Mikrosporlar (Eski Yunanca: Micros-küçük+Sporos-tohum):
Çimlenerek erkek gametofitleri oluşturan küçük, eşeysiz
haploit sporlar.
46) Miksidema (Eski Yunanca: Myxa-mukus+Oidema-şişme):
Erginlerde troksin salgısı eksikliğinde ortaya çıkan bir
durumdur. Metabolizma hızının yavaşlaması ve vücut
ısının düşmesiyle belirlenir.
47) Mimikri (Eski Yunanca: Mimos-taklit etmek):
Bir organizmanın yaşamını sürdürebilmek amacıyla bazı
diğer canlı ya da cansız nesnelere benzeyerek yaptığı
uyum.
48) Mirasidyum (Eski Yunanca: Meirakidion-gençlik
dolu kişi): Parazit Trematoda'ların ilk larva
evresi.
49) Misel (Eski Yunanca:Mykes-mantar+Helos-tırnak):
Bir mantarı oluşturan dallanmış ipliklerin (hif) tümü.
50) Mitokondriler (Eski Yunanca: Mitos-iplik+Chondrion-tanecik):
Elektron taşıma sistemi ve bazı enzimleri içeren
yuvarlak ya da uzamış şekildeki hücre içi organelleri.
Oksidatif fosforilasyonun yapıldığı bölgeler.
51) Mitoz (Eski Yunanca: Mitos-iplik+Osis-durum,
koşul): Bir hücre ya da çekirdek bölünmesi
şeklidir. Bu bölünmeyle oluşan her iki yavru nukleus,
atasal nukleusun sahip olduğu tümüyle aynı tamamlayıcı
kromozomları alır.
52) Miyopluk (Eski Yunanca: Myein-kapamak+Ops-göz):
Yakını görürlük. Göz yuvarlığı aşırı derecede uzamış ve
retina, merceğin fazla uzağında kalmıştır. Işık ışınları
retinanın önündeki bir noktada birleşip yeniden
ayrılarak retinaya ulaştığından bulanık görüntü meydana
gelir.
53) Miyozin (Eski Yunanca: Myes-kas):
Kasta bulunan bir çözünebilir protein. Aktin ile
birlikte kas liflerinin kasılıp gevşemesini sağlar.
54) Mol (Eski Yunanca: Moles-şekilsiz kütle):
Gram kütlesi molekül ağırlığına eşit olan bir kimyasal
madde miktarı, kendisini oluşturan atomların atom
ağırlıkları toplamıdır.
55) Molekül (Latince: Molecula-küçük kütle):
Maddenin büyük ölçüde özelliklerine ve yapısına sahip
bileşimin ya da kovalent bağlarla bağlı bir elementin en
küçük parçası.
56) Monera (Eski Yunanca: Moneres-tek):
Gerçek bir çekirdek ve plastidlerden yoksun eşeysel
üremenin çok ender olduğu ya da hiç olmadığı bakteriler
ve mavi-yeşil algler gibi en basit mikroorganizmaları
içeren bir sistematik grup.
57) Mongolizm (): Bireylerin yüz, göz kapakları,
dil ve vücudun diğer kısımlarının anormalliği ile ortaya
çıkan bir kongenital bozukluk. Zeka ve fiziksel gelişim
büyük ölçüde gerilemiştir. 18. ya da 21. kromozomun
trizomisi nedeniyle ortaya çıkar.
58) Monoik (Eski Yunanca: Mono-tek+Oikos-ev):
Tek evcikli. Aynı bitki üzerinde hem erkek hem de dişi
çiçekleri ya da kozalakları taşıyan bitki.
59) Monokotiledon (Eski Yunanca: Monos-tek+Kotyledon-fincan
biçiminde): Angiospermae sınıfının bir alt
sınıfı. Tek çenek yaprağı olan bitkileri içerir. Örneğin
buğdaygiller, zambak ve orkide.
60) Monomer (Eski Yunanca: Monos-tek+Meros-kısım,
parça): Diğerlerine bağlanarak polimer yapabilen
molekül ağırlığı nispeten küçük bileşiğin basit bir
molekülü.
61) Morfogenez (Eski Yunanca: Morphe-şekil+gennan-oluşturmak):
Vücudun bir kısmının ya da özel bir organın şekil,
büyüklük ve diğer yapılarının gelişimi.
62) Motor Birim (): Bütün iskelet kası liflerinin
tek bir motor nöron tarafından uyarılması.
63) Mukoza (): Mukoz zar. Örneğin sindirim
kanalını örten zar.
64) Multipi alleller (): Tek bir lokusun farklı
fenotipleri oluşturan üç ya da daha fazla seçenek
durumu.
65) Mutasyon (): Bir gendeki kalıcı ve kalıtlanan
değişiklik.
66) Muton (): Değişince organizmanın bir
mutantının meydana gelmesine neden olan kromozomun en
küçük parçası.
67) Mutualizm (): Ayrı ayrı yaşayamayan, beraber
olmaktan yararlanan farklı türden iki organizmanın
oluşturduğu birlik.
68) Myelin (Eski Yunanca: Myelos-ilik, öz):
Merkezi sinir siteminde ve bazı periferal sinirlerde ki
sinir hücrelerinin aksonları etrafında bir kılıf
oluşturan yağlı madde.
69) Myofibriller (Eski Yunanca: Myes-kas+Latince:
Fibrilla-küçük lif): Aktin ve miyozin
proteinlerinden oluşan kontraktil, uzun mikros kobik
lifler.
|