|
H
1)Habitat (Latince: Habitus habere- den tutmak):
Bir bitki ya da hayvanın doğal olarak yaşadığı yer,
bulunabileceği bölge.
2) Habituasyon (): Organizmaların bir uyarıcıya
alışarak ona tepki gösteremez duruma gelmesi.
3) Haploit (Eski Yunanca: Haploos-basit, tek):
Normal olarak olgun bir gamette bulunan bir kromozom
takımıdır.
4) Hardy-Weinberg Yasası (): Bir populasyonda
bulunan bir allel gen çifti üyelerinin bağıl frekansları
bir binomial denklemin açılımı olan a2+2ab+b2
ile tanımlanır.
5) Havers Kanalları (): Kemik matriksi içinde
uzanan ve kan damarları ve sinirleri içeren kanallar.
6) Hazırlık Reaksiyonu (): Kendinden sonraki bir
dehidrogenasyon reaksiyonu için uygun bir substrat
molekülünün konfigürasyonunun oluşması ile sonuçlanan
metabolik reaksiyonlar için kullanılan bir terimdir.
7) Hemofili (Eski Yunanca: Haima-kan+Philein-sevmek):
Antihemofilik globulin denilen maddenin eksikliğiyle
tromoblastin oluşmasının bozulduğu, soya çekimsel
hastalıktır. Kan yeterince pıhtılaşmaz.
8) Hemoglobin (Eski Yunanca: Haima-kan):
Eritrositlerin, oksijen ve karbondioksit ileten ve pH
ayarlanmasında yardımcı olan, kırmızı renkte demir
içeren protein pigmenti.
9) Henle Kulpu (Friedrich HENLE, 19.Yüzyıl Alman
anatomisti): Memeli böbrek tübülündeki 'U'
şeklinde medullaya kadar inen ilmik. Proksimal ve distal
kısımlar arasında yer alır.
10) Hepatik (Eski Yunanca: Hepatikos-karaciğer):
Karaciğere ilişkin.
11) Herbasöz (Latince: Herba-ot): Otla
ilgili ya da ot özelliği taşıyan, odunsu olmayan.
12) Herbivor (Latince: Herba-ot+Vorare-yemek):
Otçul. Bitki yiyen hayvan.
13) Hermafroditlik (Eski Yunanca: Hermes+Aphrodite-mitolojik
tanrı ve): Aynı organizmada hem erkek hem de
dişi eşey organlarının varlığı ile karakterize edilen
durumdur.
14) Heterogami (Eski Yunanca: Heteros-diğer+Gamos-evlilik):
Yumurta ve sperm gibi büyüklük ve yapı bakımından ayrı
iki gametin birleşmesiyle meydana gelen üreme şeklidir.
15) Heterograftlar (Eski Yunanca: Heteros-diğer):
Alıcıdan başka bir tür hayvanın vücudundan elde edilen
doku aşıları.
16) Heterotroflar (Eski Yunanca: Heteros-diğer+Trophos-beslek):
İnorganik maddelerden kendi besinini sentez edemeyen ve
bu nedenle ya ototroflar ya da çürüyen maddeler üzerinde
yaşamak zorunda olan organizmalar.
17) Heterozigot (Eski Yunanca: Heteros-diğer+Zygos-çift):
Homolog kromozomların karşılıklı lokuslarında belirli
bir karakter için iki farklı allelin bulunması.
18) Heterozis (Eski Yunanca: Heteros-diğer):
Melez gücü. Birbiriyle ilgisi olmayan soylara ait
fertlerin birleşmesinden meydana gelen yavruların
hayatta kalmak için atalarından daha iyi uyum
göstermeleri.
19) Hibernasyon (Latince:Hiberna-kış):
Bazı hayvanlarda kışı geçirmek için metabolizmanın
yavaşladığı bir uyuşukluk dönemi.
20) Hidrofitler (Eski Yunanca:Hydor-su+Phyton-bitki):
Çok nemli ortamda büyüyen bitkilerdir. Ya tamamen sucul
olurlar ya da kökleri su veya çamur içinde fakat gövde
ve yaprakları su üzerinde bulunur.
21) Hidrojen Bağı (): Eğer hidrojen atomu, iki
atom arasında ortaklaşa kullanılıyorsa meydana gelen iki
molekül arasındaki zayıf bir bağdır. Bu bağlar protein
ve nükleik asitlerin yapısında birinci derecede önem
taşır.
22) Hidroliz (Eski Yunanca: Hydor-su+Lysis-çözünme):
Bir bileşikteki belirli bazı bağların arasına su
girmesiyle bileşiğin parçalara ayrılmasıdır. Hidroksil
grubu ayrılan bileşiğin bir kısmına, hidrojen atomu da
öteki kısmına katılır.
23) Hidroponik (Eski Yunanca: Hydro-su+Latince:
Ponere-yer): Topraksız bitki kültürüdür. Kökler
besin maddesi bakımından zengin sulu ortamda
büyütülürler.
24) Hif (Eski Yunanca: Hyphe-ağ): Bir
mantar miselyumunda bulunan çok sayıdaki ipliklerden her
biri.
25) Hipersensitivite (Eski Yunanca: Hyper-aşırı+Sensitivite-duyarlılık):
Değişik tepki gösterme durumudur. Anormal olarak artmış
duyarlılık.
26) Hipertonik (Eski Yunanca: Hyper-üst+Tonos-ton):
Solut molekülü konsantrasyonu daha fazla ve solvent (su)
molekülü konsantrasyonu daha az olan çözeltidir.
Karşılaştırılmış olduğu çözeltininkine göre daha büyük
osmotik basıncı vardır.
27) Hipofiz (): Beyinde hipotalamusun hemen
altında yerleşmiş olan küçük bir bezdir ve hipotalamusa
ince sapla bağlanır. Ön lop ağzın tavanından dış
büyümeyle, arka lop ise beynin tabanından aşağıya doğru
büyüyerek oluşur.
28) Hipokotil (Eski Yunanca: Hypo-alt+Kotyle-oyuk,
çukur): Bir bitki embriyosunun bir kısmı ya da
fidenin, kotiledon yapraklarının birleşme noktasının
altında kalan kısmı.
29) Hipotalamus (Eski Yunanca: Hypo-alt+Thalamus-iç
oda): Görme, su dengesi, sıcaklık, uyku gibi
çeşitli kontrol merkezlerini içeren üçüncü ventrikulusun
tabanı ve ön beynin bir bölgesi.
30) Hipotez (Eski Yunanca: Hypo-alt+Thesis-yerleştirmek):
Kontrollü deneylerle denenebilen ve sonuca temel teşkil
eden bir varsayımdır.
31) Homeostazis (Eski Yunanca: Homois-değişmeden+Stasis-ayakta
dura): Bir organizmanın içindeki kararlılığı ve
yeknesaklığı devam ettirme eğilimi.
32) Hominid (Latince: Homo-insan):
Familyasına ait olan. Yaşayan ya da soyu tükenmiş insan
veya insan benzeri tip.
33) Homograft Reaksiyon (Eski Yunanca: Homos-benzer+Graft-aşı):
Aynı türden fakat farklı genotipteki bir organizmadan
alınan bir aşılama dokusunun aşılanan organizma
tarafından reddedilmesi.
34) Homolog Yapılar (Eski Yunanca: Homologos-uyuşan):
Çeşitli hayvanlardaki ortak ilkel bir yapıdan gelişen,
yapı planı ve gelişmede benzerlik gösteren yapılardır.
35) Homolyotermik (Eski Yunanca: Homois-değişmeyen+Therme-ısı):
Vücut sıcaklığı sabit olan hayvanlardır. Çevre
sıcaklığındaki değişmelere karşın vücut sıcaklığı
değişmeyen kuş ve memeli gibi hayvanlardır.
36) Homozigot (Eski Yunanca: Homos-aynı+Zygos-çift):
Homolog kromozomların karşılıklı lokuslarında belirli
bir karakter ya da bütün karakterler için aynı allel
çiftin bulunmasıdır.
37) Hormonlar (Eski Yunanca: Hormaein-harekete
başlamak, teşvik e): Gövdenin bir kısmında
meydana getirilen, sonra da difüzyonla ya da kan
dolaşımıyla diğer kısımlardaki hücrelere taşınarak
onların aktivitelerini düzenleyen maddelerdir.
38) Humus (Latince: Humus-toprak-yer):
Toprak içindeki organik madde. Toprağa kahverengi ya da
siyah rengi veren çürümüş bitki dokularındaki koyu
renkli maddedir.
39) Hücre (): Bitki ve hayvanları oluşturan
mikroskobik birimdir.
40) Hücre Kuramı (): Canlıların hücre ve hücre
ürünlerinden oluştuğunu, yeni bir hücrenin kendinden
önce mevcut olan bir hücreden oluştuğunu, kimyasal
bileşen ve işlevsel bakımdan birbirine benzediğini,
organizma faaliyetinin bağımsız hücre birimlerinin
etkileşiminin sonucu olduğunu ifade eden kuramdır.
41) Hücre Sayısı Sabit Hayvanlar (): Mozaik
gelişmenin sonucu olarak aynı tür hayvanların aynı işi
gören dokularında aynı sayıda hücre bulunması.
|